• Panik atak en kısa ve öz tabiri ile ani olarak ortaya çıkan endişe – kaygı nöbeti. Bu endişe ve kaygı nöbeti kişinin vücudunda bazı fiziksel belirtilerle kendini gösterir, bu yüzden de çoğu zaman kişide yoğun bir korku ve rahatsızlık duygusu yaratır.

• Bu yoğun korku duygusu içinde kişi, çok kötü birşey olacağını, onun için sonun geldiğini, öleceğini veya kalp krizi geçireceğini düşünür.

• Bu şekilde yoğun bir korku içinde olan kişi doğal olarak o ortamdan kaçmak, uzaklaşmak ister, yardım alabileceği bir sağlık kuruluşuna gitmek ister.

• Çoğu zaman gidilen bir hastanede veya acil serviste herhangi bir girişimde bulunmaksızın bu belirtiler geçer ve kişi kendini iyi hisseder

Kimler risk altında?

• 50 yaş altında olanlar,

• Kadınlar,

• Ayrılmış, boşanmış ya da dullar,

• Eğitim düzeyi düşük olanlar,

• Yakın geçmişte ayrılık anksiyetesi, yakın yitimi yaşayanlar

• Çocuklukta cinsel tacize uğrayanlar,

• Ailede yükümlülüğü fazla olanlar,

• Kentte yaşayanlar panik atak yönünden daha fazla risk taşırlar.

Ne tetikler?

Stres verici yaşam olayları

Hastalar genellikle ilk panik atağını stres verici yaşam olaylarının ertesinde yaşarlar. Hastaların yaşam biçimlerini değiştiren bazı olaylar (bir yerden taşınmak, yakın ölümü, eş ya da sevgiliden ayrılmak) tetikleyici olabiliyor.

Erken dönem yitimleri

Erken çocukluk dönemlerindeki kayıpların (ebeveynlerin ayrılması, boşanması ya da ölümü vb) panik bozukluğu olan hastalarda daha fazla görüldüğü bildiriliyor.

Ayrılma anksiyetesi ve okul fobisi

Erken dönemde yaşanan ayrılık anksiyetesinin panik ve agorafobi gelişiminde rolü olduğu ileri sürülüyor.

Ebeveyn özellikleri

Yapılan çalışmalarda panik bozukluğunda bulgular ailesel olma özeliğini kısmen genetik geçişle olduğunu göstermekle birlikte sosyal çevrenin de önemli etkisi olduğu anlaşıldı.

Kişilik özellikleri

Panik hastalarında sıklıkla bağımlılık, kendini öne sürememe, güvensizlik ve obsesyonel olma gibi kişilik özelliklerine rastlanır.

Panik atak sırasında neler olur?

Birdenbire, nedensiz ve yoğun bir korku ile huzursuzluk duygusu ortaya çıkar. 10 dakika içinde en yüksek düzeyine ulaşan bu yoğun gerginlik haline;

• Çarpıntı,
• Kalp atımlarını duyumsama ya da kalp hızında artma olması,
• Terleme, titreme ya da sarsılma,
• Soluğun kesilmesi, göğüs ağrısı ya da sıkıntı hissi,
• Bulantı ya da karın ağrısı,
• Baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecekmiş ya da bayılacakmış gibi olma,
• Gerçek dışılık duyguları ya da benliğinden ayrılmış olma,
• Kontrolünü yitireceği ya da çıldıracağı korkusu,
• Ölüm korkusu,
• Uyuşma yada karıncalanma duyumları, üşüme, ürperme ya da ateş basması

gibi bedensel belirtilerin en az dördünün eşlik etmesi gerekir. Bedensel belirtilerin bir kısmı sık nefes alıp vermeye bağlı.

Ek olarak; plan yapma, düşünme gibi yetiler geçici olarak yitirilebilir.

Panik atağı genellikle 10-30 dakika sürer, ender olarak bir saate uzar.

Panik atakları gece uykuda da gelebilir. Kişi büyük bir korkuyla uykudan uyanır. Bu olayı sık olarak yaşayanlar uykuya dalamazlar hatta uyumamaya çabalarlar.

Tedavide temel ilkeler

• Panik atakları ortadan kaldırma

• Sürekli atak yaşayacağım diye bunaltı, kaygı yaşamayı önlemek.

• Panik atak korkusuyla yapılmayan davranışların yapılır hale gelmesi ( tek başına yola çıkabilmek, kapalı mekanlara girebilmek, yalnız kalabilmek gibi… )

• Panikle birlikte görülebilen diğer bedensel ve psikolojik sorunları gidermek

• Zamanla paniği önemsemeyecek ve unutacak seviyeye gelmek

• Panikten dolayı bozulan aile , iş-sosyal yaşamın eskisi gibi normalleşmesi.

• Hiç bir panik belirtisi ve davranışı olmadığı halde tedaviye bir süre daha devam ettirmek.

• Hasta-hekim arasında çok iyi bir iletişim olmalı. Hasta hekimine her an ulaşabilmeli.

• Tedavide kullanılan ana ilaçlar antidepresanlardır. Yardımcı olarak; sakinleştiriciler yatıştırıcılar, bedensel belirtileri önleyen ilaçlar kullanılır

• Antidepresanların bir kısmı eski kuşak ilaçlardır. (Anafranil, tofranil, ludiomil, insidon, laroxyl, tolvon… gibi ) Yeni kuşak ,ilaçlar ( efexör, seroxat, cipram, remeron, prozac, lustral, serzone, faverin, gibi.. ) Bu ilaçların içinde paniğe iyi gelen 4-5 ‘i geçmez. Hekimin yaptığı muayene ve tecrübesi sonuca en uygun ilaç seçilir.Bir ilaç her hasta da aynı sonucu vermeyebilir. İlaçların bir kısmı ( eski kuşak ) başlangıçta belirtileri arttırabilir, ağız kuruluğu, sıcaklık hissi, terleme, kiloartışı, kabızlık, cinsel problemler yapabilir. Yeni kuşakta bulantı,titreme,cinsek problemler,kilo artışı gibi yan etkileri olabilir.Bunlar kalıcı değildir.Bir süre sonra azalabilirler. Panik bozuklukta ilaç tedavisinin en aşağı bir buçuk yıl olması gerekir.

• Hekim önerisi dışında kesinlikle ilaç almamak gerekir.

• Panik belirtileri düzelir düzelmez ilaçları ne azaltmak nede kesmek gerekir.Yoksa kısa sürede tekrarlar. Yardımcı ilaçlar yeşil reçeteye tabi olanlar ( Xanax, diazem,nervium benzeri ilaçlar.) Ve bazı kalp-tansiyon ve mide ilaçlarıdır. Bunların kısa süreli kullanılması gerekir.

• Başka hastalıklarınız nedeniyle ilaç alacaksanız doktorunuza danışın.

• İlaçlar zamanla iştahınızı arttırır.özellikle -tatlıya- karşı dayanılmaz istek olur. Bunun için tedbir alın bol su için, meyve ağırlıklı beslenin.

Panik atakta en çok sorulan sorular ve cevapları:

– Panik atak kalp krizine yol açar mı ? – HAYIR

– Panik felce yol açar mı ? – HAYIR

– Panik anında ölebilir miyim? – HAYIR

– Panik anında kendimi, kontrolümü yitirir kendime ve çevreme zarar verebilir miyim ? – HAYIR

– Panik atak bayılmaya sebep olur mu ? – HAYIR

– Deliliğe yol açar mı ? – HAYIR

– Uçakta panik atak gelirse ölür müyüm ? – HAYIR – Tedavisi var mıdır? – EVET

– İlaç beyni nasıl etkiler, düşünceyi ve davranışı nasıl değiştirir? Beyindeki ” alarm” sistemindeki hassasiyeti giderir. Bozulan dengeleri düzenleyerek aşırı bedensel duyum ve belirtileri yok eder! Aklımız beynimizden uzaklaşmaya başlar ve yaşamın diğer yanlarını tekrar görmeye algılamaya başlarız

– Panik Tekrarlar mı ? Biyolojik, Sosyo-kültürel-ekonomik ve psikolojik şartlar müsaitse her hastalık gibi panikte tekrarlayabilir.Fakat ciddi uzun süreli bir tedavi ile tekrar riski azalır.Ayrıca tekrarlayacaksa çok hafif tekrarlar.Kontrol edilebilir seviyede olur.Bazen doktora bile ihtiyaç duyulmaz. Tedavide paniği kontrol altına almak ve onu tanımak ne yapıp-yapamayacağını bilmek önemlidir.

– Panik şizofreniye çevirir mi? – HAYIR

– Alkol alarak paniği yenebilir miyim ? – HAYIR ( zamanla artar ve bağımlılık gelişir.)

– Kendimi dine inanca versem geçer mi ? – Paniğin inançsızlık ve ibadetsizlikle ilgisi yoktur; “inançlı” insanlarda’da panik yaşanır.

– Yanımda ilaç,adres ve telefonlar, su, bisküvi, tansiyon aleti vs.. taşıyorum. Olmayınca yola çıkamıyorum bir şey olur mu ? Bağlanma , garantiye alma ihtiyacından yola çıkıyorsunuz.Tedavi ile yavaş yavaş bu bağlanma nesnelerinden kurtulmak,özgür ve özgüvene dayalı ” sahaya” çıkmanız mümkün.

– Spor paniği arttırır mı ? – HAYIR ( faydası vardır )

– **** yapabilir miyim ? – EVET

– Panik geldiğinde acile gideyim mi ? – HAYIR ( Daha önceki nöbetler nasıl geçtiyse bu nöbet de geçecek )

– Panik, depresyonla beraber olur mu ? – EVET

– Panik anında boğazım düğümleniyor, tıkanıyorum. Nefessiz kalıp ölebilirmiyim. – HAYIR

– İlaçla beraber alkol alınır mı? – Çoğunlukla HAYIR,fakat doktorunuza danışmakta yarar var…

– İlaçlar bağımlılık yapar mı? Hayat boyu kullanmam gerekir mi? – HAYIR

– Panikten dolayı işimi değiştirip,veya bırakayım mı? – HAYIR Kesinlikle işinizi bırakmayın ve değiştirmeyin.

– İlaçlar, yiyecekler, içecekler boğazımı tıkar mı? Boğulur muyum? – HAYIR

– Bana büyü yapılmış veya ‘cin’ çarpmış olabilir mi? Paniğin bunlarla hiçbir ilişkisi yoktur kesinlikle hocalara,büyücülere,medyumlara, biyoenerjiyle

Bu önerilere kulak verin!

1- Hastalık hakkında doktorunuzdan ve yayınlardan çok iyi bilgi alın. Temel Kural:”Düşmanını Tanı” Sana ne yapıp ne yapamayacağını bil!

2- Dahili,fiziksel muayeneler ve tahlillerde hiçbir şey yoksa;bir daha tahlil yaptırmayın ve dahili muayeneye gitmeyin.

3- Her hastanın tedavi süresi,onun kişiliğine durumuna bağlı olduğundan tedavi süresini bilin ve bu süreyi en verimli bir şekilde kullanın.

4- Yakınlarınızıda doktorla görüştürün.Hastalığın sizin elinizde ve iradenizde olmadığını öğrensinler ve size”yüklenmesinler”

5-Umudunuzu ve kendinize olan güveninizi hiçbir zaman yitirmeyin.”Başaracağım,bu hastalığı yeneceğim ve yaşama sımsıkı sarılacağım. Kendime inanıyorum ve güveniyorum!” telkinini sık sık yenileyin.

6- Mümkünse her gün yarım saat yürüyüş yapın.

7- Her gün duş alın

8- Yüzme imkanınız varsa yüzün

9- Yılda iki kez tatil yapın.

10- Çözemediğiniz ve sizinle direkt ilişkisi olmayan sorunlarda üzülmeyin. “Kulak arkası edin.”

11- **** yaşamınızı canlandırın, fanteziler üretin.

Ruh sağlığı ilk sırada olsun!

Fizyolojik sorunların çoğunun temelinde ruhsal sorunlar yatıyor. Dünyayı kendinize dar etmeyin!

Reklamlar