Panik ataklılar bir sonraki atağı engellemek için alkol alıyor ve bu alım yoğunlaştıkça, kontrol de kalmıyor ve ataklar sıklaşıyor. Alkolün kendisi bile tek başına depresyon, panik atak ve düşünce bozulmasına zemin hazırlıyor.

Kontrol sorunları var mı?

Evet olabilir. Çünkü mükemmeliyetçi kişilerin, her durumda ‘kontrol bende olsun’ düşüncesi var ama asıl olarak ‘bana bir şey olur, fenalaşırım, hastaneye yetiştirilemem, etrafa rezil olurum’ korkusuyla gidemiyor bu kişiler.

Ölüm korkusu ile ilişkilendirilebilir mi?

Bildiğimiz; her insanda var olan ölüm korkusu, kaygı bozukluklarının temelinde var olduğu düşünülen bir şey. Ölüm korkusu şöyle açıklanabilir; Bir kez şiddetli atak geçirenler, gürültülü bir tablo ile acile koşmuşsa, sonrasında ciddi bir ölüm korkusu yerleşebiliyor onlarda. Bazı kişilerde ise panik atak; sevdiği bir yakını ya da çevresindeki birinin beklenmedik ölümü sonrasında gelişiyor. Kişilik yapısında zemin müsaitse, başka stresler de varsa bu olayın hemen ardından panik atak gelişiyor ve yaşamı kısıtlanıyor kişinin.

Rahatlamak için alkol alınır mı?

Tahmin edeceğiniz gibi kişinin yaşamı böylesine büyük oranda kısıtlandığında, depresyon da doğal ola rak geliyor. Devamında alkol ve madde kullanımı yoğunlaşıyor çünkü bazı kişilerde, özellikle kaygılı yapılarda, en küçük bir olayda evhama kapılanlar, panik atak başlamadan evvel sakinleşmek, rahatlamak için alkol alıyor. Alkolün kendisi bile tek başına depresyon, panik atak ve düşünce bozulmasına zemin hazırlıyor.

Kaygı bozukluğu nedir kimler yatkındır?

Kaygı bozuklukları deyince, bu başlık altında yaygın genelleşmiş kaygı bozukluğu, fobiler, obsesif kompulsif bozukluk, travma sonrası stres bozukluğu gibi bir grup hastalık tanımlanmıştır. Genelleşmiş kaygı bozukluğu, güne yayılan bir olumsuz beklenti içinde olunması durumudur.

Çoğu zaman nedeni de yoktur bu durumun ama kişi sürekli olarak göğsünde bir baskı, bunaltı hissi, nefes alamama durumu, kaslarda gerginlik, ellerde, kollarda, yüzde uyuşmalar gibi bedensel şikâyetlerle giden bir durum yaşar. Bu durumu daha çok kadınlarda görüyoruz.

UZM. DR. SEMRA KAYA BARİPOĞLU
UZM. PSK. YILDIZ BURKOVİK
__________________