Panik Atak sizi çaresiz bırakırmı? Perşembe, Ağu 27 2009 

zaman zaman herkes kendi kendine özeleştiri yapar ben panikatak hastasıyım acaba tekrarlarmı? yine kriz gelirmi? acaba işimi bıraksammı? eşimden boşansammı? diye sonu bucagı olmayan sorular sorarlar kendi kendilerine..
benim sizden tek ricam aklınızda ne varsa unutun herşeyi silin bu bana göre bir hastalık değil fobidir hastalık tedavi edilir ve sonlanır ama bunun ne sonlandıgı nede ne zaman ortaya çıkacagı belli değil yaşam standardınızı oturtun ve aklınızdan tamamen silin bir gelir umursamazsınız iki gelir dert etmezsiniz üçüncüde gelmeye gerek yoktur çünkü gelsede birşey farketmeyecektir
Mehmet Fakıoğlu

sıradan bir ferd olmak Çarşamba, Ağu 26 2009 

Modern çağın kişiyi daha çok birey olarak ön plana taşımaya başlamasından bu yana kişisel gelişim çok daha önemli olmaya başlamıştır. Hakkında yüzlerce kitaplar yazılan, seminerler verilen kişisel gelişim neden bu kadar önemli sizce. Sıradan insanların, sıradan bir şekilde yaşayıp ölüp gitmesini kaldıramıyor insanlık. Yaşam artık farklı olmak ve farklı olmayı fark ettirmek üzerine kurulmuş olan ilişkiler yumağı haline geldi.

Sıradan olmamayı ve sıra dışılığın gelişimi nasıl beraberinde getirdiğini Haluk Bilginer’in bir oyunundan sizlere anlatmaya çalışayım. Oyunun adı “Ermişler yada Günahkarlar”. Oyunda sıradan olmak aşağılanıyor. Kişinin hangi uçta olursa olsun farklı olması yüceltiliyor. Bir seri katilin ruh dünyasını çözümlerken psikoterapist ile katil arasındaki konuşmalar ve tahlilleri ele alıp inceledim. Seri katil olmak bile bir olağan dışılık, farklılık hali. Ölümsüz olmanın yolu; ya ermiş olmak yani yaptığı işin en mükemmeli olmak yada bir ucundan bakıldığında günahkarların en günahkarı olacak noktada dolaşmak olduğu söyleniyor oyunda. Hatta sıradan olmak şöyle aşağılanıyor. “Sıradan kalabalıklar Allah hepinizin belasını versin. Çünkü hepiniz değişime ve gelişmelere karşısınız.” İşte bu anlayış sıradan olmamayı övüyor ve tavsiye ediyor.

Dünya üzerindeki her türlü atılım sıradan olandan vazgeçip sıra dışı yada farklı olmakla sağlanmıştır. Size basit bir örnek vereyim. Yüksek atlamada kural çıtanın üzerinden sıçrayıp öbür tarafa çıtayı düşürmeden geçmektir. Size kimse şöyle atlayın demiyor. Bu gün iki buçuk metreye dayanan rekor çok uzun yıllar bir buçuk metre civarındaydı. Çünkü herkes koşarak geliyor ve yüzükoyun sıçrayıp çıtayı geçmeye çalışıyordu. O sıra dışı gün gelip bir sporcunun uzaktan gelerek sırtüstü sıçramak suretiyle yapılan atlayışı keşfedilmesiyle rekor 1 metre geliştirilmiş oldu. Bugün sıradan kabul ettiğimiz bu atlayış zamanında yapılmış sıra dışılığın bir sembolüdür bence.

Yaşamda başarılı olmak ve sıradanlığın ötesine geçmek için kendi yeteneklerimizi ve hayat tarzımızı bir kez daha gözden geçirelim. Birbirinin aynı geçirdiğimiz günlerin telafisi olmayan kayıplar olduğunu unutmayalım. Önce kendimizi tanıyalım sonra da geliştirmek için çaba sarf edelim. Bu hem kendimiz hem de çevremiz için çok faydalı olacaktır emin olun.

Şimdiye kadar hiç düşünmediyseniz bu akşam oturun düşünün yaşamın neresindesiniz. Sıradan bir yaşam mı sürüyorsunuz? Yoksa kişisel gelişim için her gün bir adım öteye mi gitmek istiyorsunuz? Elinizdeki kaynak nedir ? Ne kadarını kullanıyorsunuz ve gelişim için hangi alanı tercih edeceksiniz ? Hayatımızda yeni atılımlar yapacaksak ve hayatı anlamlandıracaksak sıra dışı bir atılım yapmak zamanıdır artık. Bir sonraki gün bu günden daha ileride olmalısınız. “Sıradan kalabalıklar Allah hepinizin belasını versin. Çünkü hepiniz değişime ve gelişmelere karşısınız.”demiyorum ama sıra dışı olmanın gerekliliğine inandığımı bir kez daha hatırlatmak istiyorum.

Mustafa Güveli

RELAKSASYON (GEVŞEME ) EGZERSİZLERİ Salı, Ağu 25 2009 


Gevşeme bedeninizdeki gerilimden sistematik bir şekilde, kurtulmaktır. Derinlemesine gevşediğinizde, motivasyonunuzu ve dikkatinizi yoğunlaştırmayı yitirmeyeceksiniz. Tam tersine bedeninizin neresinde en çok gerilim taşıdığınızın farkına varıp, bu kasları nasıl gevşetebileceğinizi öğreneceksiniz. Hatta, derinlemesine gevşeme için yapılan düzenli alıştırmalar enerjinizi ve üretkenliğinizi artıracaktır.

UYGULAMA

Şimdi yerinize iyice ve rahatça yerleşin ve herhangi bir tedirginlik hali varsa bir kenara bırakın. Kendinizi gevşetebilme yeteneğini kazandıkça tedirginliğiniz azalıp, yerini gevşemeye bırakacaktır.

Gözlerinizi kapatın ve dikkatinizi önce kollarınıza ve özellikle ellerinize çevirin. Şimdi ellerinizi yumruk yapın ve bunu yaparken el ve kollarınızdaki gerilime iyice dikkat edin…

Şimdi her iki elinizi de bileklerden, parmak uçları tavanı gösterecek şekilde bükün. Ellerinizin üst kaslarını ve kolunuzun üst tarafını kasarak iyice gerin. Gerilimi hissedin…ve şimdi gevşeyin kollarınızı eski pozisyonuna getirin. Gerginlik ve gevşeme arasındaki farkı hissedin.

Aynı alıştırmaları şu bölgelerde de tekrarlayın.

Kafa:

  1. Alnınızı kırıştırın.
  2. Gözlerinizi sıkıca kapayın.
  3. Ağzınızı iyice açın, dilinizi damağınıza doğru itin, çenenizi kuvvetlice sıkın.

Boyun:

  1. Kafanızı geriye itin.
  2. Kafanızı göğsünüze değecekmiş gibi öne eğin.
  3. Kafanızı sağ omuzunuza doğru döndürün.
  4. Kafanızı sol omuzunuza doğru döndürün.

Omuzlar:

  1. Omuzlarınızı kulaklarınıza çekecekmiş gibi yukarı çekin.
  2. Sağ omuzunuzu kulağınıza değecekmiş gibi yukarı çekin.
  3. Sol omuzunuzu kulağınıza değecekmiş gibi yukarı çekin.

Bu alıştırmalar da bazı kasları belli bir süre gergin hale getirme, gergin tutma ve yavaş yavaş gevşeterek, gerginlik ve gevşeklik arasındaki farkı hissetmek amaçlıdır. Kaslarınızı gergin halden gevşetirken aynı zamanda içinizden “rahatla ve bırak” deyin. Derin soluk alın. Nefesinizi yavaş yavaş verirken sessizce rahatla ve bırak deyin.

Aldatan erkekler panik atak oluyor Salı, Ağu 25 2009 

Uzman klinik psikologu Yıldız Burkovik, panikatak rahatsızlığını anlattı ve belirtilerini sıraladı. Burkovik, bu rahatsızlığın en çok aldatan erkeklerde görüldüğünü açıkladı.

Panik atak en çok yaşanan psikiyatrik şikayetlerden birisi. Ani olarak, beklenmedik bir anda ve yerde ortaya çıkan bir hastalık. Çoğunlukla 5-10 dakika veya 20-30 dakika ya da ender olarak bir veya birkaç saat sürebiliyor. Panik Bozukluğu tanılı hastaların % 75-80’i kadınlardan oluşuyor. Toplum içinde görülme sıklığı % 1,5-3,5 arasındadır. Kişi atak sırasında şu duygulara kapılıyor:

· Eyvah kalp krizi geçiriyorum.
· Kalbim ağzımdan çıkacak.
· Boğuluyorum
· Nefesim kesiliyor
· Göğsümü bir yumruk tıkadı
· Dengemi kaybediyorum
· Bayılacağım
· Beyin kanaması geçiriyorum
· Yer ayağımın altından kayıyor
· Aklımı kaçırıyorum
· Çıldırıyorum
· Kontrolümü kaybediyorum
· Yüz felci geçiriyorum
· Kollarım benim değil gibi
· Bacaklarım kopmuş gibi
· Dizlerimin bağı çözüldü
· Tüm vücudum yanıyor, biber sürülmüş gibi
Yıllardır bu konular üzerinde çalışan NP GRUP Memory Center Nöropsikiyatri Merkezi Uzman Klinik Psikologu ve 4 yıldır SKY TURK’te PSİKOYORUM programını sunan Yıldız Burkovik ilginç bir klinik deneyimini Haber 7 ile paylaştı.
Psk. Yıldız Burkovik, “Eşlerini aldatan erkler genellikle panik atağa maruz kalıyor” diyor. Klinik deneyimlerinin kendisini bu sonuca vardırdığını belirtiyor. Aldatmanın temelindeki heyecanının önemli bir duygu durumu olduğunu söyleyen Burkovik, klinik gözlemlerine ilişkin olarak şunları paylaşıyor:
“Gizli ve saklı bir olayı yaşamak insanı daha çok heyecana sevk eder. Başarma, başarılı olma, iki veya üç ya da birkaç kişiyi birden idare edebilme kolay bir durum değildir, tüm tilkilerin kuyruklarını birbirine dolamadan kendi çevrelerinde dönmeleri gibi.
İdare edebilme derken, bir kişinin bir diğerinden haberdar olmaması yani kuyrukların bir diğerine dolanmaması, aldatmayı yapan kişi için bu durumu sağlayabilmek stratejik bir hadisedir ve kişi bunu başardıkça haz duyar, kendisini güçlü hisseder. Ancak bir zaman sonra kayıplarının ne olabileceğini fark etme düşüncesi devreye girmeye başlar, başlarda bir oyun gibiyken bu durum giderek daha gerçekçi olmaya başlar. Çünkü artık, günlük yaşam içinde daha çok zaman geçirilen ikinci kişi, kendisine daha fazla zaman, sevgi ve şefkat istemeye başlar ve kıyaslamalarla sorumlulukların artışı devreye girer.
Başlangıçta bu durumu hesaplamayan, ‘gerekirse daha sonra düşünürüm’ diye boş veren ya da düşünmeyi erteleyen erkek veya kadın bir zaman sonra kaygı duymaya başlar. Ve aslında yasak bir ilişki başlangıçta tatlı bir heyecan iken sıkıntıya dönüşmeye doğru yol alır ve iç sıkıntısı kaygı diye adlandırılan anksiyete kendisini göstermeye başlar.
Bu sefer ortaya eşin ve sevgilinin birbirlerini fark etmemeleri üzerine stratejiler kurma oyunu devreye girer, ancak bu oyun daha tehlikeli olmaya başlar, çünkü başlarda” önemli değil sadece zamanı beraber hoş geçirelim” diye başlanan ilişki artık ciddi düşüncelerle dolmaya başlamıştır. Hesaplar değişir, diğer kişi sürekli telefonlarla aramaya başlar ki, bu sefer asıl eş de çeşitli işaretlerden dolayı durumu fark etmeye başlayacaktır.
Doğal olarak sıkıntı artar ve kişiler artık her an bir şey olabilir beklentisine kapılırlar. Kimi zaman nefesler tutulur; düşünceye dalıp da kaygı çoğaldıkça insanın nefesi de değişmeye başlar, sık ya da tutuk alınan nefesler düzeni bozar ve iç sıkıntısı derin düşünceyle birlikte karşılaşınca hatalı nefeslerle birlikte panik atak kendisini göstermeye başlar.
Hatalı nefes kişinin kasılmasını, kaslarının gergin olmasını sağlar ve algılamada zorluklar kaygının çoğalmasına sebebiyet veriri ve kalp çarpıntısı kendisini gösterir. Her an bir şey olacak hissi ve beklentisiyle panik duygusu artık daha belirginleşir. Rahat bir yaşamda iken bir küçük heyecan uğruna hesaplanamayan rahatsızlık bu şekilde devreye girer. Terapilerde panik atak ya da bozukluk şikayeti ile gelenlerde daima bir kaygı oluşturacak durum vardır, bu kaygının niteliği herkese göre farklıdır. Tedirginlikler birleşerek sıkıntıyı daha da arttırır.
Sıkıntının kaynağı evlilik dışı ilişkiler
Terapilerde panik atak hastalarıyla yapılan görüşmelerde daima sıkıntının ana kaynağına inmeye çalışırız bu kaynağa baktığımda pek çok olayda altta aldatma olayı sonrasında yaşanan panik ataklar dikkatimi çekti, bu nedenle sıkıntının kaynağını araştırırken sorduğum soruların içinde ‘evlilik dışı bir ilişkiniz var mı?’ sorusunu da mutlaka soruyorum.
Sanal aldatmada da bir heyecan var ama kişiler kendi kimliklerini gizliyorlar, gizlenme kişiyi rahatlatıyor, ancak yine de bazı kişilerde kaygı yapıyor; tanınırsam kaygısı da heyecan yapıyor elbette ki, ancak her heyecanın panik atak ortaya çıkartması beklenmez.
Gerçek aldatma elbette ki daha reel olduğundan, yani yüz yüze ve tensel temasa dayalı da olduğundan daha çok heyecanlandırıyor ve kişiler de altta yatan herhangi bir kaygı varsa onunla da birleşerek daha çok heyecan ve panik duygusunun ortaya çıkmasına sebep oluyor. 20 yıllık izlenimim daha çok erkeklerde bu durumun kendini gösterdiği yönünde. Bu olay kadınlarda daha çok mutsuzluk ve depresyona sebebiyet veriyor çünkü hayal kırıklığı ön plana çıkıyor” diyor.
İkinci ilişki kaygı nedeni
Yıldız Burkovik’in şimdiye kadar izlediği örneklerin içinde çok sık rastladığı enteresan bir durum var. Ve Burkovik bunun, daha çok erkeklerde ortaya çıktığını görmüş. Burkovik; “Ya da benim karşıma çıkan örneklerin içinde erkekler fazlaydı. Sonuç olarak çoğunlukla, bir başka ilişki olduğu zaman kaygı içinde oluyor eşler.
İki tarafı idare etmek insanı zorlayan bir durum. Ve bu örnekte öyle bir bey vardı. Sürekli ‘öldüm, öleceğim, kötüyüm’ diyordu ve alkolle kendini durdurmaya çabalıyordu. Bu nedenle işten bile atıldı, çok büyük sıkıntılara girdi. Evliydi bir oğlu vardı.Bir terapi seansında kendisine gevşeme egzersizi yaptırıyordum. Ve kendisine hayal kurdurttum.
Deniz dalgalarını hayal etmesini istedim. ‘Deniz kenarında yürüyorsun’ dedim ve bir anda beyin dalgaları tepelere vurmaya başladı. Ona rahatlama yaptırıyordum ve ‘deniz dalgasından insan neden korkar?’ diye bir yandan da kendime sormaya başladım. Seans sonunda, ‘Burada gerildiniz, nedir nedeni?’dedim en sonunda birisiyle bir ilişkisi olduğunu ve ondan da Deniz adında bir kızının olduğunu anlattı. Karısı durumu bilmiyordu, kimsenin de bilmesini istemiyordu ve çok tedirgindi.
Çok ilginçtir ki, pek çok kişi de ikinci sevgiliyi idare etme durumu varsa, onda panik atak kendini gösteriyor. Hatta gelen erkeklere artık her defasında soruyorum, ‘başka bir ilişkin var mı?’ diye ve sonuç genelde öyle çıkıyor. Bu bana çarpıcı geliyor. Ancak elbette ki, her panik atak sahibi kişi bir aldatma durumuyla karşı karşıya demek değildir” diyor.
Panik atak yaşayan ve eşlerini aldatan erkeklere örnek
Evli ve 2 çocuğu olan bir bey, sürekli kalp çarpıntısı, öleceğim kriz geçireceğim diye sürekli bir korku ve kaygı ile gelmişti ve kalp ile ilgili olarak doktora gittiğinde anjiyo dahi yapılmış ve hiçbir fiziksel sorunun olmadığı söylenip psikolojik destek alması, psikiyatriste gitmesi söylenmişti.
Psikiyatrist vasıtasıyla da stresini, bedensel şikayetlerini kontrol etmeyi öğrenmesi için bana yönlendirilmişti, kendisiyle konuştuğumda, eşinin de bilmediği bir diğer bayanın olduğunu ve ondan da 2 çocuğu olduğunu anlattı ve diğer bayanla daha mutlu olduğunu ama yine de eşinden ayrılmak istemediğini, çocuklarının: “niye okuluma hiç gelmiyorsun, neden bu kadar çok çalışıyorsun?” dediğini ve onların da bu nedenden ötürü çok mutsuz olduklarını, kimseye bir şey diyemediğini, fark edilirse her şeyi kaybedebileceğini anlattı.
Ailesinden kimsenin haberi yoktu ve son derece çaresizdi, uzun zamandır kaygılıydı.

Panik atak sıcağı seviyor Salı, Ağu 25 2009 

Derin endişe, kaygı ve korkuların giderek artması sonucu kişinin kendi kabuğuna büzülmesi olarak tanımlandırılabilen panik atağın aşırı sıcaklarda etkisini şiddetlendirdiği belirtiliyor.
Sıcak ve nemin artış göstermesiyle birlikte ruhsal hastalıklar da artış gösterdi. Tıp uzmanları bu durumu ‘beyin kan dolaşımını etkiliyor beynin oksijenlenmesi bozuluyor’ şeklinde açıklıyorlar.
Psikiyatrist Nevzat Tarhan, kişinin panik atağının hangi durumlarda arttığını şöyle anlatıyor: ‘Panik atak hastalarının duyarlı beyin hücreleri nedeniyle kimyasal dengeleri etkileniyor. Özellikle alkol ve sigara da varsa beyin kimyası bozuluyor. Uykusuzluk, hızlı yaşantı beyin sağlığını etkileyen durumlardır. Panik hastaları sıcaktan korkmasınlar ama herkesten daha duyarlı olduklarını bilsinler. Sporlarını, yüzmelerini rahatlıkla yapabilirler ama direkt güneşte uzun süre kalmasınlar. Hastalık düşüncesinden uzaklaştıracak her türlü uğraş panik hastaları için tatil sayılır.’

Panik Bozukluk Nedir?
Kişi aniden başlayan ve çok yoğun olarak çarpıntı, titreme, nefes darlığı, baş dönmesi, ölecekmiş ya da kontrolünü kaybedecekmiş korkusu yaşıyorsa bu durum psikiyatrik bir rahatsızlık olan ‘panik bozukluğu’na işaret eder. Kişi kalp krizi ya da beyin kanaması geçireceği, felç olacağı , aklını kaybedeceği , korkusuyla sık sık acil servislere başvurur, tetkikler yaptırır. Aynı korkuyla yalnız kalmaktan, kalabalık yerlere Panik bozukluğun, belli bir oranda, uzun süreli ‘psiko-sosyal stres’ sonrasında ortaya çıktığı bilinmektedir. Panik hastalığında beyin kimyası bozulur. Bioelektrisel beyin haritalaması ile beynin stresli ve dezorganize alanlarını belirleyebilmekteyiz.

Panik-Agorafobi Ölçeği
 Geçen hafta içinde bir panik atağım oldu.
 Panik atağım şiddetliydi.
 Panik atağım 1-10 dakika sürdü.
 Panik atağım çoğu zaman aniden gelişir.
 Panik atağım olacak düşüncesi ile bazı durumlardan kaçınıyorum. (Uçak, metro, trafik, araba, tünel, vapur, tiyatro, sinema, cami, çarşı-pazar, alış-veriş, kuyrukta beklemek, toplantı kalabalık, lokanta asansör, geniş cadde yüksek yer, uzak yer.
 Çoğu zaman yanımda birisi olsun istiyorum.
 Panik atak tekrar geçirmekten korkuyorum.
 Korkudan korkar hale geldim.
 Panik atağım aile ilişkilerimi etkilemeye başladı.
 Panik atağım sosyal yaşantımda bozulmaya yol açtı.
 İş ve evdeki sorumlulukları yerine getirmeyi etkilemeye başladı.
 Geçen hafta içinde kalp krizi, fenalık, baygınlık, beyin kanaması, felç, ölüm endişesi yaşadım.
 Doktorunuzun hastalığın ruhsal-sinirsel olduğunu söylediğinde onun yanlış düşündüğüne inandığınız oldu mu?
Bu sorulardan en az üçüne ‘Evet’ diyorsanız psikiyatrik yardım alınız.

Panik Bozukluğu Nasıl Oluşur? Salı, Ağu 25 2009 

İlk atak başlıyor:
Hiçbir neden yokken ve birden bire başlayan çarpıntı, terleme, göğüste sıkışma, nefes darlığı yada baş dönmesi, dengesizlik, fenalaşma yada baygınlık gibi belirtiler kişiyi dehşet içinde bırakır. Kişi ‘kalp krizi ‘ geçirdiğini yada felç geçirmekte olduğunu zannederek yoğun bir ‘ölüm korkusu’ ya da ‘felç olma’ korkusu yaşar. Bazen de başında bir tuhaflık, sersemlik hissi, kendisini veya çevresini bir garip ya da değişik hissetme gibi duyguların ortaya çıkmasıyla, ‘kontrolünü kaybetmeye’ yada ‘çıldırmaya başladığını’ düşünerek kendisine yada çevresindekilere bir zarar vermekten korkmaya başlar. Hasta hemen, en yakın doktor ya da acil servise götürülür. Orada yapılan birçok muayene, çekilen film, elektrokardiyografi, tomografi ve diğer incelemelerde hiçbir şey bulunmaz. Hastanın nesi olduğu sorulduğunda doktorlar ‘hiçbir şeyi yok’ ya da ‘stresten olmuş ‘ derler. Çoğu zaman sakinleştirici bir iğne yapılarak evine gönderilir.
Ataklar tekrarlıyor:
Bir süre sonra panik atakları tekrarlar. Hasta, her yeni atak ile aynı dehşet ve korkuyu yeniden yaşamaya ve acil servislere taşınmaya başlar. Her seferinde yeniden muayene, yeniden incelemeler yapılır ancak hiçbir şey bulunmaz. Hasta, kalbinde ya da beyninde kötü bir şey olduğuna, ancak doktorların bunu bir türlü bulamadığına inanmaya başlar. Bazen de yanlış tanı konularak hasta, antibiyotikten nefes açıcıya, çarpıntı ilacından tansiyon ve kalp ilacına, vitamine kadar değişik ilaçlarla tedavi edilmeye çalışılır, ancak bir türlü iyileşemez.

Beklenti Anksiyetesi gelişiyor:
Ataklar tekrarlamaya devam ettikçe, hasta, ataklar arasındaki dönemde gergin, huzursuz ve endişeli bir şekilde her an yeni bir panik atağının geleceğini beklemeye başlar. Bu endişeli bekleyişe “beklenti anksiyetesi” adı verilir. Atakların çoğu zaman belirsiz zaman ve yerlerde gelmesi bu kaygıyı daha çok arttırır. Ataklar sıklaştıkça, kalp krizi geçirip ölme, felç olma ya da kontrolünü kaybedip çıldırma korkuları pekişir.

Yoğun ve sürekli üzüntü:
Hastalar, evde kimsenin olmadığı bir zamanda kalp krizi geçirmekten ve hastaneye ulaşamadan ölmekten ya da kontrolünü kaybederek çıldırıp intihar etmekten, kendisine ya da yakınlarına bıçak ve bu gibi bir şeyle zarar vermekten, başkalarının bulunduğu ortamlarda çılgınca ve garip davranışlarda bulunarak rezil olmaktan şiddetle korkar. Bu düşüncelerin sürekli aklına gelmesinden dolayı da yoğun bir üzüntü duyarlar.

Yoğun davranışlar değişiyor:
Bir süre sonra ataklara ve ataklar sırasında gerçekleşeceğine inandıkları ” felaketler” e karşı bazı önlemler almaya ve kimi davranışlarını değiştirmeye başlarlar. Ataklara neden olabileceğini düşündükleri etkinliklerden, yiyecek ve içeceklerden vazgeçerler. Ataklara karşı evden çıkarken alkol / madde/ ilaç / kullanırlar. Ataklar sırasında kullanmak üzerede yanlarında ilaç, su, yiyecek v.b. taşırlar. Ataklar sırasında olabileceklere karşı önlem alırlar. Örneğin atak sırasında kontrolünü kaybederek çocuklarına zarar vereceğine inanan hastaların önlem alarak evdeki bütün bıçakları kilit altında tuttukları, çocuklarıyla yalnız kalmamaya çalıştıkları, atak sırasında fenalaşarak kendini yitireceğinden ya da bayılacağından korkan bayan hastaların, baygınken çalınır diye takılarını yanlarına almadıkları, onu baygın bulanların yardımcı olabilmesi için evinin / eşinin / ailesinin adresini, telefon numarasını, hatta tıbbi yardım için ulaşabilmek üzere doktorunun kartvizitini taşıdıkları görülmüştür. Bu hastalar, gerektiğinde acil yardımı çabuk alabilmek için bütün günlerini hastane bahçesinde geçirmeyi ya da güzergahlarını muayenehane, eczane ve acil servis bulunan yerlerden seçmeyi tercih ederler.

5 . Agorafobi Nedir?
Hastaların %60’ından fazlası, atakların geleceği yer ve durumlardan kaçınmaya başlarlar. Yalnız başına evde kalamaz, sokağa yalnız çıkamaz, otobüs, vapur, deniz otobüsü gibi taşıt araçlarına, asansöre binemez, dar sokak yada köprülerden geçemez, Pazar yeri, büyük mağazalar gibi kalabalık yerlere giremez olurlar.bazen de, ancak yanlarında birisi ile yoğun bir endişe ve rahatsızlık duyarak bu tür yerlere gidebilirler. Hastaların, yalnız başlarına panik atağı geleceğini zannettikleri yerlere gidememe, o tür yerlerde kalamama durumlarına agorafobi denir.
6 . Panik Bozukluğu Nasıl Bir Hastalıktır?
Panik bozukluğu psikiyatristler tarafından iyi bilinen ve çok sık görülen bir rahatsızlıktır.Öyle ki, toplum içinde herhangi 100 kişinin yaklaşık 3-4′ ü bu hastalığı ya daha önce geçirmiştir ya da halen bu hastalığı yaşamaktadır. Her yaşta başlayabilmekle birlikte en sık 20-35 yaşları arasında başlar. Kadınlarda, erkeklere göre 2-3 kat fazla görülür.
7 . Panik Bozukluğu Neden Oluşur?

Panik bozukluğunun neden olduğuna ilişkin iki bilimsel açıklama vardır:

1. Panik bozukluğu, beynimizde nöron adı verilen sinir hücrelerinden salgılanan, heyecan ve duygusal yaşantılarımızı düzenleyen bazı beyin hormonlarının düzensiz çalışması sonucu oluşmaktadır.
2. Panik bozukluğu, günlük yaşantımızda yaptığımız bazı davranışlarımızın sonucunda ortaya çıkan ve tamamen ‘doğal ve zararsız’ olan çarpıntı, terleme, nefes sıkışıklığı ya da baş dönmesi gibi bedensel belirtilerin, hasta tarafından kötü bir hastalığın belirtileri olarak değerlendirilmesi ve bunun sonucunda da ‘kalp krizi geçiriyorum, öleceğim’ ,’çıldırıyorum’ ‘felç olacağım’ şeklinde yanlış yorumlanması sonucu ile oluşur.
8 . Tedavisi Mümkün müdür?

Panik bozukluğu, tedavisi mümkün bir hastalıktır. Bugün için etkinliği bilimsel araştırmalarla kanıtlanmış iki türlü tedavisi vardır. Bunlar:
1. İlaç tedavisi
2. Bilişsel-davranışçı tedavi
1.İlaç tedavisi:
İlaçlar, beyin sinir hücrelerindeki hormon faaliyetlerini düzenleyerek panik bozukluğunu iyileştirirler. Halen, ülkemizde bu hastalığa iyi gelen ilaçlar bulunmaktadır.
İlaç tedavisi etkin dozda en az bir yıl sürdükten sonra, yavaş yavaş azaltılarak kesilmelidir.

2. Bilişsel-davranışçı tedavi:
Bu tedavide iki amaç vardır.
1. Hastanın, aslında tamamen ‘zararsız’ olan panik atağı belirtileri hakkındaki yanlış bilgi ve inanışlarının düzeltilmesi ve hastanın bu belirtilerle korkmadan baş edebilmesinin öğretilmesi amaçlanır.
2. ‘panik atağı gelirse’ endişesi ile, sokağa çıkma, vapur, otobüs, trene binme, kalabalık yerlere gitme gibi tek başına yapmaktan korktuğu şeylere bir plan dahilinde yeniden ‘alıştırılması’ amaçlanır.

En iyi sonuç, bu iki tedavinin birlikte uygulanması ile alınmaktadır.

9. Lütfen Unutmayınız!
*Panik bozukluğu, kesinlikle ölüme ya da çıldırmaya veya felç olmaya yol açan bir rahatsızlık değildir.
*Doktorunuz önermedikçe korkularınız ile baş etmek için kalp, tansiyon, çarpıntı ilacı, vitamin, sakinleştirici ilaç ya da alkol kullanmayınız yada gerekir diye yanınızda taşımayınız.
*Sadece doktorunuzun önerdiği ilaç ya da ilaçları kullanınız
*İlacınızı doktorunuzun söylediği şekilde ve dozda kullanınız, o gün iyi ya da kötü oluşunuza göre dozu azaltıp arttırmayınız.
*Tamamen iyileşseniz bile doktorunuza danışmadan tedavinizi kesmeyiniz.

Alkolun etkisi Salı, Ağu 25 2009 

Panik ataklılar bir sonraki atağı engellemek için alkol alıyor ve bu alım yoğunlaştıkça, kontrol de kalmıyor ve ataklar sıklaşıyor. Alkolün kendisi bile tek başına depresyon, panik atak ve düşünce bozulmasına zemin hazırlıyor.

Kontrol sorunları var mı?

Evet olabilir. Çünkü mükemmeliyetçi kişilerin, her durumda ‘kontrol bende olsun’ düşüncesi var ama asıl olarak ‘bana bir şey olur, fenalaşırım, hastaneye yetiştirilemem, etrafa rezil olurum’ korkusuyla gidemiyor bu kişiler.

Ölüm korkusu ile ilişkilendirilebilir mi?

Bildiğimiz; her insanda var olan ölüm korkusu, kaygı bozukluklarının temelinde var olduğu düşünülen bir şey. Ölüm korkusu şöyle açıklanabilir; Bir kez şiddetli atak geçirenler, gürültülü bir tablo ile acile koşmuşsa, sonrasında ciddi bir ölüm korkusu yerleşebiliyor onlarda. Bazı kişilerde ise panik atak; sevdiği bir yakını ya da çevresindeki birinin beklenmedik ölümü sonrasında gelişiyor. Kişilik yapısında zemin müsaitse, başka stresler de varsa bu olayın hemen ardından panik atak gelişiyor ve yaşamı kısıtlanıyor kişinin.

Rahatlamak için alkol alınır mı?

Tahmin edeceğiniz gibi kişinin yaşamı böylesine büyük oranda kısıtlandığında, depresyon da doğal ola rak geliyor. Devamında alkol ve madde kullanımı yoğunlaşıyor çünkü bazı kişilerde, özellikle kaygılı yapılarda, en küçük bir olayda evhama kapılanlar, panik atak başlamadan evvel sakinleşmek, rahatlamak için alkol alıyor. Alkolün kendisi bile tek başına depresyon, panik atak ve düşünce bozulmasına zemin hazırlıyor.

Kaygı bozukluğu nedir kimler yatkındır?

Kaygı bozuklukları deyince, bu başlık altında yaygın genelleşmiş kaygı bozukluğu, fobiler, obsesif kompulsif bozukluk, travma sonrası stres bozukluğu gibi bir grup hastalık tanımlanmıştır. Genelleşmiş kaygı bozukluğu, güne yayılan bir olumsuz beklenti içinde olunması durumudur.

Çoğu zaman nedeni de yoktur bu durumun ama kişi sürekli olarak göğsünde bir baskı, bunaltı hissi, nefes alamama durumu, kaslarda gerginlik, ellerde, kollarda, yüzde uyuşmalar gibi bedensel şikâyetlerle giden bir durum yaşar. Bu durumu daha çok kadınlarda görüyoruz.

UZM. DR. SEMRA KAYA BARİPOĞLU
UZM. PSK. YILDIZ BURKOVİK
__________________

Panik atağı ne tetikler? Salı, Ağu 25 2009 

• Panik atak en kısa ve öz tabiri ile ani olarak ortaya çıkan endişe – kaygı nöbeti. Bu endişe ve kaygı nöbeti kişinin vücudunda bazı fiziksel belirtilerle kendini gösterir, bu yüzden de çoğu zaman kişide yoğun bir korku ve rahatsızlık duygusu yaratır.

• Bu yoğun korku duygusu içinde kişi, çok kötü birşey olacağını, onun için sonun geldiğini, öleceğini veya kalp krizi geçireceğini düşünür.

• Bu şekilde yoğun bir korku içinde olan kişi doğal olarak o ortamdan kaçmak, uzaklaşmak ister, yardım alabileceği bir sağlık kuruluşuna gitmek ister.

• Çoğu zaman gidilen bir hastanede veya acil serviste herhangi bir girişimde bulunmaksızın bu belirtiler geçer ve kişi kendini iyi hisseder

Kimler risk altında?

• 50 yaş altında olanlar,

• Kadınlar,

• Ayrılmış, boşanmış ya da dullar,

• Eğitim düzeyi düşük olanlar,

• Yakın geçmişte ayrılık anksiyetesi, yakın yitimi yaşayanlar

• Çocuklukta cinsel tacize uğrayanlar,

• Ailede yükümlülüğü fazla olanlar,

• Kentte yaşayanlar panik atak yönünden daha fazla risk taşırlar.

Ne tetikler?

Stres verici yaşam olayları

Hastalar genellikle ilk panik atağını stres verici yaşam olaylarının ertesinde yaşarlar. Hastaların yaşam biçimlerini değiştiren bazı olaylar (bir yerden taşınmak, yakın ölümü, eş ya da sevgiliden ayrılmak) tetikleyici olabiliyor.

Erken dönem yitimleri

Erken çocukluk dönemlerindeki kayıpların (ebeveynlerin ayrılması, boşanması ya da ölümü vb) panik bozukluğu olan hastalarda daha fazla görüldüğü bildiriliyor.

Ayrılma anksiyetesi ve okul fobisi

Erken dönemde yaşanan ayrılık anksiyetesinin panik ve agorafobi gelişiminde rolü olduğu ileri sürülüyor.

Ebeveyn özellikleri

Yapılan çalışmalarda panik bozukluğunda bulgular ailesel olma özeliğini kısmen genetik geçişle olduğunu göstermekle birlikte sosyal çevrenin de önemli etkisi olduğu anlaşıldı.

Kişilik özellikleri

Panik hastalarında sıklıkla bağımlılık, kendini öne sürememe, güvensizlik ve obsesyonel olma gibi kişilik özelliklerine rastlanır.

Panik atak sırasında neler olur?

Birdenbire, nedensiz ve yoğun bir korku ile huzursuzluk duygusu ortaya çıkar. 10 dakika içinde en yüksek düzeyine ulaşan bu yoğun gerginlik haline;

• Çarpıntı,
• Kalp atımlarını duyumsama ya da kalp hızında artma olması,
• Terleme, titreme ya da sarsılma,
• Soluğun kesilmesi, göğüs ağrısı ya da sıkıntı hissi,
• Bulantı ya da karın ağrısı,
• Baş dönmesi, sersemlik hissi, düşecekmiş ya da bayılacakmış gibi olma,
• Gerçek dışılık duyguları ya da benliğinden ayrılmış olma,
• Kontrolünü yitireceği ya da çıldıracağı korkusu,
• Ölüm korkusu,
• Uyuşma yada karıncalanma duyumları, üşüme, ürperme ya da ateş basması

gibi bedensel belirtilerin en az dördünün eşlik etmesi gerekir. Bedensel belirtilerin bir kısmı sık nefes alıp vermeye bağlı.

Ek olarak; plan yapma, düşünme gibi yetiler geçici olarak yitirilebilir.

Panik atağı genellikle 10-30 dakika sürer, ender olarak bir saate uzar.

Panik atakları gece uykuda da gelebilir. Kişi büyük bir korkuyla uykudan uyanır. Bu olayı sık olarak yaşayanlar uykuya dalamazlar hatta uyumamaya çabalarlar.

Tedavide temel ilkeler

• Panik atakları ortadan kaldırma

• Sürekli atak yaşayacağım diye bunaltı, kaygı yaşamayı önlemek.

• Panik atak korkusuyla yapılmayan davranışların yapılır hale gelmesi ( tek başına yola çıkabilmek, kapalı mekanlara girebilmek, yalnız kalabilmek gibi… )

• Panikle birlikte görülebilen diğer bedensel ve psikolojik sorunları gidermek

• Zamanla paniği önemsemeyecek ve unutacak seviyeye gelmek

• Panikten dolayı bozulan aile , iş-sosyal yaşamın eskisi gibi normalleşmesi.

• Hiç bir panik belirtisi ve davranışı olmadığı halde tedaviye bir süre daha devam ettirmek.

• Hasta-hekim arasında çok iyi bir iletişim olmalı. Hasta hekimine her an ulaşabilmeli.

• Tedavide kullanılan ana ilaçlar antidepresanlardır. Yardımcı olarak; sakinleştiriciler yatıştırıcılar, bedensel belirtileri önleyen ilaçlar kullanılır

• Antidepresanların bir kısmı eski kuşak ilaçlardır. (Anafranil, tofranil, ludiomil, insidon, laroxyl, tolvon… gibi ) Yeni kuşak ,ilaçlar ( efexör, seroxat, cipram, remeron, prozac, lustral, serzone, faverin, gibi.. ) Bu ilaçların içinde paniğe iyi gelen 4-5 ‘i geçmez. Hekimin yaptığı muayene ve tecrübesi sonuca en uygun ilaç seçilir.Bir ilaç her hasta da aynı sonucu vermeyebilir. İlaçların bir kısmı ( eski kuşak ) başlangıçta belirtileri arttırabilir, ağız kuruluğu, sıcaklık hissi, terleme, kiloartışı, kabızlık, cinsel problemler yapabilir. Yeni kuşakta bulantı,titreme,cinsek problemler,kilo artışı gibi yan etkileri olabilir.Bunlar kalıcı değildir.Bir süre sonra azalabilirler. Panik bozuklukta ilaç tedavisinin en aşağı bir buçuk yıl olması gerekir.

• Hekim önerisi dışında kesinlikle ilaç almamak gerekir.

• Panik belirtileri düzelir düzelmez ilaçları ne azaltmak nede kesmek gerekir.Yoksa kısa sürede tekrarlar. Yardımcı ilaçlar yeşil reçeteye tabi olanlar ( Xanax, diazem,nervium benzeri ilaçlar.) Ve bazı kalp-tansiyon ve mide ilaçlarıdır. Bunların kısa süreli kullanılması gerekir.

• Başka hastalıklarınız nedeniyle ilaç alacaksanız doktorunuza danışın.

• İlaçlar zamanla iştahınızı arttırır.özellikle -tatlıya- karşı dayanılmaz istek olur. Bunun için tedbir alın bol su için, meyve ağırlıklı beslenin.

Panik atakta en çok sorulan sorular ve cevapları:

– Panik atak kalp krizine yol açar mı ? – HAYIR

– Panik felce yol açar mı ? – HAYIR

– Panik anında ölebilir miyim? – HAYIR

– Panik anında kendimi, kontrolümü yitirir kendime ve çevreme zarar verebilir miyim ? – HAYIR

– Panik atak bayılmaya sebep olur mu ? – HAYIR

– Deliliğe yol açar mı ? – HAYIR

– Uçakta panik atak gelirse ölür müyüm ? – HAYIR – Tedavisi var mıdır? – EVET

– İlaç beyni nasıl etkiler, düşünceyi ve davranışı nasıl değiştirir? Beyindeki ” alarm” sistemindeki hassasiyeti giderir. Bozulan dengeleri düzenleyerek aşırı bedensel duyum ve belirtileri yok eder! Aklımız beynimizden uzaklaşmaya başlar ve yaşamın diğer yanlarını tekrar görmeye algılamaya başlarız

– Panik Tekrarlar mı ? Biyolojik, Sosyo-kültürel-ekonomik ve psikolojik şartlar müsaitse her hastalık gibi panikte tekrarlayabilir.Fakat ciddi uzun süreli bir tedavi ile tekrar riski azalır.Ayrıca tekrarlayacaksa çok hafif tekrarlar.Kontrol edilebilir seviyede olur.Bazen doktora bile ihtiyaç duyulmaz. Tedavide paniği kontrol altına almak ve onu tanımak ne yapıp-yapamayacağını bilmek önemlidir.

– Panik şizofreniye çevirir mi? – HAYIR

– Alkol alarak paniği yenebilir miyim ? – HAYIR ( zamanla artar ve bağımlılık gelişir.)

– Kendimi dine inanca versem geçer mi ? – Paniğin inançsızlık ve ibadetsizlikle ilgisi yoktur; “inançlı” insanlarda’da panik yaşanır.

– Yanımda ilaç,adres ve telefonlar, su, bisküvi, tansiyon aleti vs.. taşıyorum. Olmayınca yola çıkamıyorum bir şey olur mu ? Bağlanma , garantiye alma ihtiyacından yola çıkıyorsunuz.Tedavi ile yavaş yavaş bu bağlanma nesnelerinden kurtulmak,özgür ve özgüvene dayalı ” sahaya” çıkmanız mümkün.

– Spor paniği arttırır mı ? – HAYIR ( faydası vardır )

– **** yapabilir miyim ? – EVET

– Panik geldiğinde acile gideyim mi ? – HAYIR ( Daha önceki nöbetler nasıl geçtiyse bu nöbet de geçecek )

– Panik, depresyonla beraber olur mu ? – EVET

– Panik anında boğazım düğümleniyor, tıkanıyorum. Nefessiz kalıp ölebilirmiyim. – HAYIR

– İlaçla beraber alkol alınır mı? – Çoğunlukla HAYIR,fakat doktorunuza danışmakta yarar var…

– İlaçlar bağımlılık yapar mı? Hayat boyu kullanmam gerekir mi? – HAYIR

– Panikten dolayı işimi değiştirip,veya bırakayım mı? – HAYIR Kesinlikle işinizi bırakmayın ve değiştirmeyin.

– İlaçlar, yiyecekler, içecekler boğazımı tıkar mı? Boğulur muyum? – HAYIR

– Bana büyü yapılmış veya ‘cin’ çarpmış olabilir mi? Paniğin bunlarla hiçbir ilişkisi yoktur kesinlikle hocalara,büyücülere,medyumlara, biyoenerjiyle

Bu önerilere kulak verin!

1- Hastalık hakkında doktorunuzdan ve yayınlardan çok iyi bilgi alın. Temel Kural:”Düşmanını Tanı” Sana ne yapıp ne yapamayacağını bil!

2- Dahili,fiziksel muayeneler ve tahlillerde hiçbir şey yoksa;bir daha tahlil yaptırmayın ve dahili muayeneye gitmeyin.

3- Her hastanın tedavi süresi,onun kişiliğine durumuna bağlı olduğundan tedavi süresini bilin ve bu süreyi en verimli bir şekilde kullanın.

4- Yakınlarınızıda doktorla görüştürün.Hastalığın sizin elinizde ve iradenizde olmadığını öğrensinler ve size”yüklenmesinler”

5-Umudunuzu ve kendinize olan güveninizi hiçbir zaman yitirmeyin.”Başaracağım,bu hastalığı yeneceğim ve yaşama sımsıkı sarılacağım. Kendime inanıyorum ve güveniyorum!” telkinini sık sık yenileyin.

6- Mümkünse her gün yarım saat yürüyüş yapın.

7- Her gün duş alın

8- Yüzme imkanınız varsa yüzün

9- Yılda iki kez tatil yapın.

10- Çözemediğiniz ve sizinle direkt ilişkisi olmayan sorunlarda üzülmeyin. “Kulak arkası edin.”

11- **** yaşamınızı canlandırın, fanteziler üretin.

Ruh sağlığı ilk sırada olsun!

Fizyolojik sorunların çoğunun temelinde ruhsal sorunlar yatıyor. Dünyayı kendinize dar etmeyin!

Konserviyon Bozuklukluğu Pazartesi, Ağu 24 2009 

Konserviyon Bozuklukluğu

Bir yada daha fazla nörolojik belirtinin (felç, kötlük yada duyu bozuklukları gibi) varlığı ile karakterize ve nörolojik belirtileri açıklayacak bilinen bir tıbbi bozukluğun bulunmadığı bir pskiyatrik bozuklukluktur. Bu klinik görünümler psikanaliz literatüründe Konversiyon Histeri olarak adlandrılır.

Klinik Özellikleri

Felç, körülük ve konuşamama en yaygın belirtilerdir. Depresif ve anksiyöz belirtiler çoğu ez eşlik edebilir. Özellikle kol ve bacaklarda duyu yitimi ve bozukluğu yaygındır. Duyu bozuklukları dağılımı genellikle nörolojik bozukluklardaki anatomik özelliklere uymaz. Anormal hareketler, yürüyüş bozukluğu ve zayıflığı, belirli kas gruplarında titreme ve silkinmeler ve tikler görülebilir. Hastalar nadiren yere düşer ve düştüğü zaman yaralanma olmaz. Epilepsi benzeri nöbetler de görülebilir ve bunları ayırmak zor olabilir. Bu nöbetlerde genellikle dil ısıma, idrar kaçırma ve kendini ciddi biçimde yaralama olmaz.

Konuşma genellikle normal olmakla birlikte ses kısılması ve konuşamamama da sık görülen belirtilerdendir. Daha seyrek olarak çocuksu, kekeleyerek yada bir çocuğu taklit edercesine konuşma görülebilir. Duygulanım belirtileri olarak yukarıda belirtilmiş olan anksiyete ve depresyon dışında klasik yayınlarda güzel aldırmazlık adı verilen bir durum görülebilir. Bu hastanın ciddi bir belirtiye gösterilmesi beklenen duygusal tepkiyi göstermemesi, yerine göre ilgisiz bir görünüm sergilemesi durumudur.

Ayrıca boğazda düğümlenme,öksürük,hıçkırık,hava yutma,öğürme,kusma,geğirme gibi sinir sistemlerini ilgilendiren belirtiler de görülebilir. Bilişsel yetilerde, düşünce akışı ve içeriğinde herhangi bir bozukluk görülmez.

Oluş Nedenleri

“Histeri” sözcüğü Yunandada dölyatağının dolaşması anlamına gelir. Bu tür davranış bozukluklarının cinsel doyumsuzluktan kaynaklandığı düşüncesinin kökenleri de ilk çağ yunan uygarlığı dönemine dayanır. Hipokrat,çırpınmalarla kendini gösteren hastalıkların bir bölümünün gerçek sara olmayıp histeri vkaları olduğundan ve bu iki türü birbirinden ayırt etmenin güçlüğünden söz edilmiştir. Bu bozukluk ortaçağda cin çarpmasına bağlanmış, on dokuzuncu yüzyılda ise organik bir hastalık olarak kabul edilmiştir.

Tedavi

Koversiyon bozukluğu belirtilerinin çözülüşü genellikle kendiliğinden olmakla birlikte içgörü kazandırmaya yönelik destekleyici terapi yada davranış terapisi ile desteklenebilir.
Tedavi öncesinde hastanın çok iyi bir değerlendirmesi yapılarak bedensel bir hastalığının bulunmadığından emin olunmalıdır.
Hastanın psikoterapi önerisine direnç göstermesi durumunda zorlanma yaratan etken üzerine odaklanilabilir. Hastaya yakınmalarının hayali olduğunu söylemek çoğu zaman durumu daha da kötüleştirir.
Psikodinamik yaklaşımlar içinde ise hastanın ruhsal çatışmasını ve konversiyon belirtisinin simgesel anlamını araştırmaya yönelik psikanalitik psikoterapi ve içgörü yönelimli psikoterapi yer alır.
Aile psikoterapisti çoğu olguda gerekli bir yöntemdir.
Konversiyon bozukluğunda ilaç tedavisinin çoğu kez ikincil bir yeri vardır. Belirtilerin niteliğine göre anksiyolitik yada antidepresan grubu ilaçlar doktor denetimi altında kullanılabilir.

sosyal fobi Pazartesi, Ağu 24 2009 


Anksiyete bozukluklari sinifi icinde degerlendirilir. Sosyal fobi genellikle 13 – 24 yaslari arasinda baslar. Ancak daha kücük ve büyük yaslarda da görülebilir. Kadinlarda daha fazla görülmesine karsilik erkeklerin tedaviye daha cok müracat ettikleri bilinmektedir. Psikodinamik teoriye göre sosyal fobinin meydanagelmesinde en önemli nedenler ebevenylerin asiri disiplinli olmasi ve ailenin isbirliginden uzak tutumlarinin olmasidir. Belirlenmis bir genetik nedeni olmamakla birlikte ailesinde sosyal fobi olan kisilerin diger insanlara göre üc kati daha fazla risk altinda bulundugunu arastirmalar göstermektedir.ABD de görülme orani %2 – 3 arasindadir.

Sosyal fobinin DSM 4 e göre tani ölcütleri (Cocuklar icin gecerli degil):

A. Sosyal ortamlarda yada performans gerektiren durumlarda veya tanimadik insanlar önünde ortaya cikan belirgin ve inatci korku. Kisi asagilanmasina veya utanmasina neden olarakbicimde davranacagindan yada anksiyete (kaygi) belirtileri göstereceginden korkar.

B. Korkulan toplumsal durumla karsilasma hemen her zaman anksiyete dogurur, bu da duruma bagli ya da durumsal olarak yatkinlik gösterilen bir panik atak bicimi alabilir.

C. Kisi, korkusunun asiri yada anlamsiz oldugunu bilir.

D. Korkulan toplumsal yada bir eylemin gerceklestirildigi durumlardan kacinilir yada yogun anksiyete ve sIkIntIyla bunlara katlanilir.

F. 18 yasinin altindakilerde süresi en az 6 aydir.

G. Korku ya da kacinma bir maddenin (örnegin kötüye kullanilabilen bir ilac, tedavi icinkullanilan bir ilac) ya da genel tibbi bir durumun dogrudan fizyolojik etkilerine bagli degildir ve baska bir mental bozuklukla daha iyi aciklanamaz.

H. Genel tibbi durum ya da baska mental bozukluk varsa bile A tani ölcütünde sözü edilen korku bununla iliskisizdir.

Sosyal Fobinin Tedavisi:

Ilaclar ve psikoterapiler es zamanli olarak kullanilmalidir. Tek basina ilac tedavisi genelde yeterli degildir. Psikoterapilere ilave olarak hipnoterapide cok yararli olur. Davranisci psikoterapilerde korkulan duruma kademeli olarak maruz birakma teknigi kullanilir. Ayrica gevseme egzersizleri kullanilan diger tedavi yöntemlerindendir.

Ilac Tedavisi:

Selective serotonin reuptake inhibitor leri (SSRIs) en cok kullanilan ilaclardir. Ilac tedavisi en az 6 ay sürer. Ilaclardan cok kisa süre icerisinde etkili olmalarini beklemek yanlis olur

Sonraki Sayfa »