Antidepresan ne dozda alınmalı? Cumartesi, Ağu 22 2009 

Antidepresanlar
Baslica antidepresan tipleri
Hafif ve orta siddette depresyonda kullanilan ilaçlar
Agir depresyonda kullanilan ilaçlar

Dozaj
Alinacak miktar

Yan etkiler
Antidepresanlarin yan etkileri üzerine genel bilgi
TCA’larla tedavinin yan etkileri
SSRI’larla tedavinin yan etkileri

Tedavi
Ilk depresif epizodunuzda tedavi
Sonraki depresif epizotlara karsi tedavi
Ya tedavi ise yaramazsa?
Kötümserlige gerek yok

Baslica antidepresan tipleri:
Trisiklik antidepresanlar (TCA) – örn. nortriptilin, klomipramin, imipramin
Seçici serotonin geri-alim inhibitörleri (SSRIs) örn. sitalopram, sertralin, paroksetin, fluoksetin ve fluvoksamin
Monoamin oksizdaz inhibitörleri (MAOI) – örn. moklobemid
Hem serotonin hem de noradrenalin üzerinden etki gösteren çift-etkili antidepresanlar – örn. venlafaksin, mirtazepin
Seçici noradrenalin geri-alim inhibitörleri (SNRI) – örn. nefazodone

Hafif ve orta siddette depresyonda kullanilan ilaçlar
En yaygin kullanilan antidepresan tipi:

SSRI’lar. Hafif ve orta siddette depresyon tedavisinde etkilidirler. Doktorunuz sizin için uygun ilaci seçecektir.

Ne dozda alinmali
Ilacinizi dogru dozda almaniz son derece önemlidir. Aksi halde daha az etkili olacak, bu da tedavinizi tehlikeye sokacaktir.

Doktorunuz sizin için uygun ilaci seçecektir.

Dikkat! Yaslilarda genellikle daha düsük dozlarin kullanilmasi gerekir.

Antidepresanı ne kadar zaman kullanmalıyım Cumartesi, Ağu 22 2009 

Tedaviyi ne kadar sürdürmeliyim?
Bu, bunun ilk depresif epizodunuz olup olmamasina baglidir.

Burada sunlar üzerine bilgi alabilirsiniz:

Ilk depresif epizodunuza yönelik tedavi
Sonraki depresif epizotlara yönelik tedavi
Ilk depresif epizodunuzun tedavisi
Daha önce depresyon geçirmediyseniz tedaviniz yaklasik bir yil sonra yavas yavas kesilebilir.

Ne var ki, akut tedaviniz sirasinda etkili olmus olan antidepresani almayi bir süre sürdürmelisiniz. Hem de akut tedavi sirasindaki dozu almaniz gerekir –dozu azaltirsaniz nüks veya yeni bir epizot riskini göze almis olursunuz.

Ne yazik ki ikinci bir depresif epizot çikma riski %50′dir. Ama endiselenmeyin – bu riski azaltmak ve depresyonu yenmek için yapabileceginiz çok sey var. Daha fazla bilgi…

Sonraki depresif epizotlarin tedavisi
Zaten üç veya dört depresyon atagi geçirdiyseniz, ne yazik ki baska bir epizot geçirme riskiniz %90′a çikar.

Yeni bir depresif epizot geçirme riskinin bu kadar yüksek olusu korkutucu görünebilir, ancak antidepresanlar depresyonunuzu yine geçirebilir ve önleyici tedavi ileride yeni epizotlar geçirme riskini etkili biçimde azaltabilir.

Bilinçsiz antidepresan kullanımı Cumartesi, Ağu 22 2009 

Günümüzde psikolojik sorunların çözümünde ilaçlı tedavi gerçekten gelişmiş durumda. Antidepresanlar, sosyal anksiyete bozuklugu,depresyon,ergenlik sorunlarında psikologlar tarafından terapiler ile birlikte gerçekten sağlıklı sonuçlar veriyorlar.

Ama bu ilaçlardan bazıları (Örn:Prozac) reçetesiz olarak eczanelerden temin edilebilmekte ve doktor kontrolü dışında kullanılabilmektedir. Yakınlarından bu ilaçları kullananlar varsa onlardan rahatlamak adı altında temin edilip kullanılabilmektedirler. (Xanax,Depreks,Florak,Paxil).

Bu ilaçlar bilinçsiz kullanımlarda oldukça tehlikeli sonuçlar doğurabilmektedirler. Çoğu alkol,diğer antidepresanlar,anti bakteriyel ilaçlar ile etkileşime geçebiliyorlar. Merkezi sinir sistemine etki eden bu ilaçlar belli doz üzerinde bir süre kullanıldığında psikolojik ve fizyolojik bağımlılığa neden olabiliyor.

Antidepresan ilaçlar bagımlılık yaparmı? Cumartesi, Ağu 22 2009 

Sevgili kadim dostum Kardiyolog ve İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Kınıkoğlu Akşam Gazetesi’ndeki köşesinde ve http://www.doktormurat.net/ web mekânında şöyle bir yazı neşretti:
“Alo, doktor bey siz misiniz?”

“Evet, benim buyurun.”

“Merhaba ben A… Kusura bakmayın sizi rahatsız ettim. Kocam son günlerde çok sinirli. Bugün sizde randevusu var, ona bir antidepresan yazsanız çok iyi olur diyecektim.

“Depresyon ilâcı mı yazayım?”

“Evet, depresyon ilâcı… Yalnız sakın benim aradığımı söylemeyin.”

“Peki, ama depresyon ilâçlarının bâzı yan tesirleri oluyor.”

“Ne gibi?”

“Mesela kocanızın performansı düşer, cinsel isteksizlik olabilir.”

“………..”

“Alo orada mısınız?”

“Evet, dinliyorum, tamam yazmayın o zaman, yalnız söyleyin sinirlenmesin.”

“Olur söylerim.”

Yukarıdakine benzer telefon görüşmelerini oldukça sık yaparım. Kadınlarımızın ne kadar kocalarının sıhhatine düşkün olduğunu(!) bilmek beni mutlu ediyor. Tabii her görüşme yukarıdaki gibi sonlanmıyor, bazılarına, “Kocanızda isteksizlik başlar” dediğimde, “Siz gene de ilâcı yazın. Benim kocada performans zaten sıfır. Sinirli olunca da hiç çekilmiyor” cevabını alıyorum.

Geçen hafta İngiliz Hull Üniversitesince yapılan bir araştırmanın sonuçları yayınlandı. Kamuoyunda geniş olarak tartışılan bu çalışmada Prof. Irving Kirsch, antidepresan ilâçların ağır depresyon dışındaki hastalarda yararsız olduğunu söylüyor. Basınımız “Antidepresan ilâçlar etkisizdir” gibi bir sonuç çıkarınca hastalarımız haklı olarak huzursuz oldular. Doktorlarını arayıp “Bu ilâçları boşuna mı kullanıyoruz?” diye soranlar olmuş. (Esasında içlerinden “Doktor bey ne iş? Sen yıllardır bu ilâçları bize yutturup duruyorsun, meğer bir işe yaramıyormuş” demek geliyor ama kibarlıklarından söyleyemiyorlar). Peki, bu İngiliz profesör neden ortalığı karıştırıyor derseniz adam şunu diyor: “Burnunuz aktığı için mide ilâcı almayın, işe yaramaz”. Bir diğer deyimle “çok sinirliyim” veya “bugünlerde biraz canım sıkılıyor” diye antidepresan ilâç alınmaz. Antidepresan ilâçlar adı üstünde sâdece “depresyonda” alınır.

Hazır konu antidepresan ilâçlardan açılmışken birkaç şey daha söyleyelim.

1. Antidepresan ilâçlar konu komşunun, eş dostun tavsiyesi ile alınacak ilâçlar değildir. Mutlaka bir doktorun önerisi ile ve onun takibi ve kontrolü altında alınmalıdır.

2. Antidepresan ilâçların önemli yan tesirleri vardır. Pek çok hasta, ilâca başlar başlamaz ortaya çıkan çarpıntı, fenalık hissi, ağız kuruluğu gibi tesirler yüzünden ilâcı bırakmak zorunda kalır. Uzun vâdede, kullanılan antidepresanın türüne göre değişmekle birlikte hastaların yüzde sekseni kilo alır.

3. Antidepresan ilâçların “sinirlenmeyi önlemek” veya “rahatlamak” veya “küçük şeyleri kafaya takmamak” veya “sözlüsü ile daha az kavga etmek” amacıyla kullanılması yanlıştır. Kendinizi aşırı sinirli buluyorsanız telkinle, mantığınızı kullanarak, düşüncelerinizi ve hareketlerinizi kontrol etmeye çalışın.

4. Antidepresanların bir diğer önemli yan tesiri “Seksüel performansı negatif etkileyebilmeleridir”. Orgazm olmayı güçleştirebilir, bâzen isteksizlik yaparlar.

5. Antidepesanlar bağımlılık yapmaz denilmesine bakmayın, bal gibi yaparlar. Uyuşturucu ilâçlar gibi gittikçe doz artırmak istemezsiniz ama bırakmaya kalktığınızda ortaya çıkan şikâyetler tekrar ilâca sarılmanıza neden olabilir. Konu komşu tavsiyesiyle ilaca başlayan ama bırakınca ortaya çıkan şikâyetler yüzünden bir türlü ilâçtan kurtulamayan hastalar çok. Doktor kontrolünde ilâç alanlar için böyle bir tehlike yoktur. Yeterli iyilik sağlandığında ilâcın dozunda kademeli azaltma yaparak veya başka ilâçlar ikame ederek hiçbir şikâyet olmadan ilâç bırakılabilir.

***

Maâlesef pek de doğru mesaj vermediğini düşündüğüm bu yazı hasebiyle Murat’la haberleştik ve ona şu mesajı yolladım:

Sevgili Murat,

Bağımlılık nedir, ne değildir konularında kendi web mekânımda (www.keremdoksat.com) bir yazı yazacağım; sana da yollarım. Şimdilik kısaca cevap vereyim çünkü benim sayfam Akşam gazetesinde değil ve milyonlara ulaşmıyor; dezenformasyonun her plânda yaygın olduğu günümüzde, sağlık konularında bâri bu olmamalı diye düşünüyorum.

Mezolimbik sistem (ventral tegmental alan ve nuk. akkumbens arasındaki DAerjik ve peptiderjik devre) davranışsal bağımlılığa sebep olur. Meselâ senin güzel yazılarını okumanın bağımlılık yapması bu türden… Bâzı hastaların ilâçlarına bağlılıkları böyle oluşur.

Fakat farmakolojik bağımlılığın epey alt tipi var: GABA A reseptörü üzerinden olanlar (alkol, benzodiyazepinler, barbütiratlar); kannaboidler üzerinden olanlar (mu ve kappa reseptörleri, keza K1 reseptüörleri), ACh üzerinden olanlar (öforizan olduğu için), DA üzerinden olanlar (amfetamin, kokain, ekstazi) gibi…

Hiç bir legal antidepresan bu türlerden bir bağımlılık yapmaz. Sâdece beyindeki dengeler değiştiği için, fluoksetin hâricindekiler (bunun hem kendisi hem de metaboliti aktiftir ve wash-out’u yâni vücuttan tamamen atılması 8 haftayı bulur) tedricen azaltılarak bırakılmalıdır, yoksa istenmeyen etkiler ortaya çıkar. Hepsi bu.

Bahsettiğin “bağımlılık” konusuna gelince… O hastalar haklılar aslında. Çünkü artık netleşti ki, ikinci, hele üçüncü majör depresif epizoddan sonra ömür boyu ilâç kullanmak gerekiyor. Hâttâ, ilk epizod çok şiddetliyse + süisidalite (intihar eğilimi veya girişimi) varsa + soygeçmişte psikiyatrik morbidite varsa, bunlara “mental diabetics: zihinsel şeker hastaları” deniyor ve tıpkı ensülin kesilemeyeceği gibi, antidepresan ilâcı da hiç kesmiyoruz. Bir başka önemli husus da, idame dozu tedavi dozudur.

Depresyon %100 tekrarlayan bir hastalık; bütün vak’aların %10-15’i de 3. dereceden tedaviye direnç gösteriyor. EKT’ye dahi dirençli (4. dereceden) vak’alarda ketamin, skopolamin verilmesi, hâttâ psikoşirurji uygulanması gündemde… WHO depresyonu en önemli 3. sağlık sorunundan 2.’ye terfi ettirecek. Bütün ünipolar majör depresyon vak’alarının en fazla %15’i tedavi görüyor; bu %15′in ise sâdece %5′i doğru tedavi ile buluşuyor. Bipolar Bozukluk’ta (Manik Depresif Hastalık) ise işler çok daha vahim. Bu sebeple pratisyenlere ve diğer uzmanlara bu konuda sürekli eğitimler veriyoruz.

Yâni, tabii ki konu komşu tavsiyesiyle ilâç alınmamalı ama doktorların da, hâttâ psikiyatrların da ciddi bir kısmı bu ilâçları hangi doz ve sürede kullanacaklarını bilmiyorlar.

Bu arada, yakınlarda bütün medyanın gündeme düşürdüğü bir araştırmada bu ilâçların şekerli tabletlerden farksız, yâni etkisiz olduğu iddia edildi, bundan sen de bahsetmişsin (Kirsch I, Deacon BJ, Huedo-Medina TB, Scoboria A, Moore TJ, Johnson BT [2008] Initial Severity and Antidepressant Benefits: A Meta-Analysis of Data Submitted to the Food and Drug Administration. PLoS Med 5(2): e45 doi:10.1371/journal.pmed.0050045); araştırıcılar arasında hiç psikiyatr olmadığı gibi, venlafaksin’in ve çoktan piyasadan kaldırılmış olan nefazodon’un SSGİ olduğunu zannediyorlardı; metodoloji de kötüydü, uzun vâdeli sonuçları es geçmişlerdi. Neyse ki bu garip yayının etkisi pek yüksek olmadı…

“Pek çok hasta, ilâca başlar başlamaz ortaya çıkan çarpıntı, fenalık hissi, ağız kuruluğu gibi tesirler yüzünden ilâcı bırakmak zorunda kalır” ifâdene de katılmıyorum, kusura bakma. İyi bir psikoedükasyon (hastanın ve yakınlarının eğitilip bilgilendirilmesi) ve hekim hasta iletişimiyle, ilâcı terk etme oranı %10’un da epey altına düşer.

Kısmen tedavi edilmiş depresyon azıcık gebe olmak gibidir.

Dostlukla…

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.